Tarımda İkarus Etkisi: “Rekor Üretim” Deniliyor, Çiftçinin Kanatları Eriyor
Mahfi Eğilmez’in fon krizini açıklamak için kullandığı mitolojik ve davranışsal kavramlar, Türkiye tarımındaki sorunları değerlendirmek için de kullanılıyor. Üreticinin borç yükü, yükselen girdi maliyetleri, enflasyon karşısında yetersiz kalan destekler ve hayvancılıktaki gerilemeye rağmen “rekor üretim” ve “dünyada 7. sıra” gibi rakamların öne çıkarılması eleştiriliyor.
Bu yaklaşım, güneşe fazla yaklaşarak kanatlarını eriten İkarus’a benzetiliyor. 2026’da bitkisel üretimde 140 milyon ton beklentisi açıklanırken mazot, gübre, yem ve elektrik maliyetlerinin yükseldiği, üreticinin ise ürünlerini maliyetinin altında satmak zorunda kaldığı ileri sürülüyor. Yüksek üretim rakamlarının sürdürülebilirlik ve kârlılık risklerini gölgelediği savunuluyor.
Pandora’nın Kutusu: Sorunlar Birbirini Tetikliyor
Yem hammaddelerinde dışa bağımlılığın hayvancılığı etkilediği, et ve süt üretiminde düşüşler yaşandığı ve hasat dönemlerinde ithalatın sürmesinin üretici fiyatlarını baskıladığı belirtiliyor. Yetersiz desteklerin de borçlanma sarmalını büyüttüğü ifade ediliyor.
Gübre veya mazot gibi bir girdide yaşanan sorunun hayvancılık ve hububat gibi başka alanlara da yansıdığı, bunun üreticide güven kaybına neden olduğu ve gençlerin tarımdan uzaklaşmasıyla arazilerin el değiştirdiği öne sürülüyor.
Babil Kulesi: Karmaşık Sistem Riskleri Örtüyor
Destekleme modelleri, katsayı sistemleri, TMO, bakanlık ve odalar gibi farklı kurumlar ile iç içe geçmiş düzenlemelerin tarımı karmaşık bir yapıya dönüştürdüğü savunuluyor.
Desteklerin GSYH’nin yüzde 1’inin altında kalmasının, yasal zorunluluğa rağmen sürdüğü belirtilirken, karmaşık formüller ve gecikmeli açıklamaların üreticinin nakit akışı, maliyetleri ve fiyat dengesizliği gibi temel sorunları gölgelediği ifade ediliyor.
Kobra Etkisi: Yanlış Teşvikler Ters Sonuç Doğuruyor
Desteklerin enflasyonun gerisinde kalması, ithalata dayalı yem politikaları ve zamanlaması hatalı alım fiyatlarının üretimi teşvik etmek yerine ithalatı ve borçlanmayı artırdığı ileri sürülüyor.
Üreticinin yüksek maliyetlerle üretime devam etmek yerine borçlandığı veya üretimden çekildiği belirtilerek mevcut teşvik yapısı, kobra popülasyonunu azaltmak için verilen ödülün tersine sonuç doğurmasına atıfla “Kobra Etkisi” olarak değerlendiriliyor.
Devekuşu Etkisi: Görmek Yetmiyor
Yüksek girdi maliyetleri, yetersiz destekler, hayvancılıktaki gerileme, üretici borçları ve bölgesel rekolte kayıplarının raporlarda, ziraat odalarının açıklamalarında ve sahada dile getirildiği belirtiliyor.
Buna rağmen “rekor”, “bereketli sezon” ve “üreticinin yanındayız” söylemlerinin öne çıkarılması eleştiriliyor. Sorunları görmek ile önlem almak arasındaki farkın göz ardı edildiği savunuluyor.
Çözüm: Üreticiyi Merkeze Alan Politika
Tarım ve Orman Bakanlığı ile Bakan İbrahim Yumaklı’nın politikaları üzerinden yapılan değerlendirmede; desteklerin yetersizliği, ithalat politikalarındaki tutarsızlıklar, maliyet-fiyat makasının açılması ve üreticinin yalnız bırakılması eleştiriliyor.
Yazıda, “Üreticinin yanındayız” söyleminin tek başına yeterli olmadığı; mazot, gübre ve yemde gerçekçi desteklerin, zamanında ve maliyetin üzerinde alım fiyatlarının yanı sıra şeffaf ve öngörülebilir politikaların gerektiği savunuluyor.
Türkiye’nin bereketli topraklara ve köklü bir üretim kültürüne sahip olduğu belirtilirken, yanlış yönetim, karmaşık ve etkisiz teşvikler ile sorunları görmezden gelen politikaların bu potansiyeli zayıflattığı ifade ediliyor.
Yazının temel değerlendirmesi ise şu şekilde özetleniyor: Tarımda riskleri gizlemeyen, teşvikleri doğru kurgulayan, üreticiyi merkeze alan ve denetimi güçlendiren bütünlüklü bir yaklaşım gerekiyor.