Ankara'nın Ayaş ilçesinde dededen toruna aktarılan tiftik keçisi yetiştiriciliği geleneği, yaklaşık 3 bin başlık sürü ile yaşatılmaya devam ediyor. Bu kuşaklar boyunca süren emek, Ankara tiftiğini dünya çapında bir marka haline getirme yolunda ilerliyor.
Ayaş'ta 3 bin tiftik keçisi, nesiller arasında aktarılan üretim kültürüyle günümüzde de varlığını sürdürüyor. Osmanlı'dan günümüze uzanan Ankara tiftiği geleneği, üreticilerin özverisiyle bölge ekonomisine katkı sağlarken dünya standartlarında rekabet edebilen bir değer haline geliyor.
Mesut Eroğlu ve Numan Çinkaya gibi tiftik keçisi yetiştiriciliğini sürdüren isimler, bu hayvanların özelliklerini, yetiştirme süreçlerini ve elde edilen ürünün kullanım alanlarını detaylarıyla anlatıyor. Tiftik keçilerinin özel bir mera istememesi ve her şartta varlığını sürdürebilmesi, bu hayvanları diğerlerinden ayıran özellikler arasında yer alıyor.
Tiftik keçilerinden elde edilen tiftik, tekstilden lüks giyime kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bu tiftiğin özelliği, diğer kumaşlardan ayıran bakteri barındırmaması ve yıkanınca ilk günkü gibi taze görünmesidir. Ankara tiftiği, kalitesiyle tercih edilen bir malzeme haline gelmiştir.
Keçi sürülerinin birkaç gruba ayrılmasının sebebi, sürü içindeki hiyerarşik düzenin korunması ve keçiler arasındaki rekabetin dengelenmesidir. Bu sayede sürünün verimliliği artarken zayıf olanların da korunması hedeflenmektedir.
Devletin destekleriyle ayakta kalan Ankara tiftik keçisi yetiştiriciliği, dünya pazarlarında rekabet edebilmek için desteklenmeyi bekliyor. Ankara tiftiğinin kalitesi, parlaklığı ve elastikiyetiyle öne çıktığı ve dünyanın en iyi tiftiğinin burada üretildiği belirtiliyor.
Numan Çinkaya'nın aktardığına göre, tiftik keçisi yetiştiriciliği Osmanlı döneminde önemli bir gelir kaynağıydı ve günümüze kadar uzanan bir gelenek haline geldi. Bu geleneğin sürdürülmesi, bölge ekonomisine katkı sağlamanın yanı sıra kültürel bir mirasın devamını temsil ediyor.